Mardin Notları #1 DEYRUL ZAFARAN MANASTIRI

7
45

Deyrul Zafaran Mastırı Mardine 4 km uzaklıkta. 3 kattan oluşmaktadır.5. yüzyıldan bu yana ayakta duran manastır bugünkü haline 18. yy kavuşmuştur. 

Manastır, Milattan önce Güneş Tapınağı, daha sonra da Romalılarca kale olarak kullanılan bir kompleks üzerine inşa edildi. Romalılar bölgeden çekilince Aziz Şleymunbazı azizlerin kemiklerini buraya getirterek kaleyi manastıra çevirdi. Bu nedenle Manastır, önceleri Mor Şleymun Manastırı olarak bilini- yordu. Mardin ve Kefertüth Metropoliti Aziz Hananyo’nun 793 yılından başlayarak büyük bir tadilat yapmasından sonra Ma-nastır onun adıyla, Mor Hananyo Manastırı olarak bilindi. 15. yüzyıldan sonra da Manastır’ın etrafında yetişen zafaran (safran) bitkisinden dolayı Manastır, Deyrul-zafaran (Safran Manastırı) adı ile anılmaya başlandı.
Kubbeleri, kemerli sütunları, ahşap el işlemeleri, iç ve dış mekanlardaki taş nakışları ile insanın ilgisini çeken Deyrulzafaran Manastırı, uzun tarihi boyunca Süryani Kilisesi’nin dini eğitim merkezlerinden biriydi. Bölgeye ilk matbaayı getiren kişi de yine bu Manastır’da patriklik yapan ve 1895’te vefat eden 4. Petrus’tur. 1874 yılında İngiltere’ye yaptığı bir ziyaret sırasında satın aldığı matbaayı 1876 yılında Manastır’a getirtti. Matbaada 1969 yılına kadar başta Süryanice olmak üzere Arapça, Osmanlıca ve Türkçe kitaplar ile 1953’e kadar Öz Hikmet adında aylık bir dergi basılıyordu. Matbaadan geriye kalan parçaların bir kısmı Manastır’da diğer bir kısmı da Mardin’deki Kırklar Kilisesi’nde sergilenmektedir.
Manastır bugün de Süryani Kilisesi’nin önemli dini merkezlerinden biridir. Mardin Metropoliti’nin ikametgahı olan Deyrulzafaran Manastırı, dünyanın dört bir yanına dağılmış Süryaniler tarafından dua ve bereket almak için ziyaret edilir. Yine binlerce yerli ve yabancı turist, kısa veya uzun bir yol kat ederek Manastır’ı ziyaret etmektedirler.
İsa’dan sonra 5. yüzyılda inşa edilen Deyrulzafaran Manastırı, muhteşem mimarisi yanında Süryani Kilisesi’nin önemli merkezlerinden biridir. 1932’ye kadar 640 yıl boyunca Süryani Ortodoks patriklerinin ikametgah yeriydi.

Keremciğim akıllı bir yol arkadaşıdır. Sıcağa rağmen sabırla rehberi dinleyip etrafı izledi.
ufak bir aksilik oldu aşağıda görmüş olduğunu süs havuzuna ayağı kaydı ve düştü.

Tüm manastırı görevlilerin hediye ettiği manastırın resmi basılı tişörtle gezdi sünnet çocuğu misali..

Eşsiz büyüsü ruhu dinlendiren yapısı ile manastır hepimizi etkiledi.
 
20’şer dk ara ile gruplar içeri alınıyor ve rehber eşliğinde manastır gezdiriliyor.
**Her ne kadar girişte içeride ayin yapıldığı ve telefonların kapatılması gerektiği söylense de türk insanı her yerde kendini belli ediyor-çok üzücü-
Görevli din adamları manastır da bulunan bölümlere oturur vaziyette  defnediliyor.

*Manastırın alt katında bulunan Güneş Tapınağın  doğuya açılan bir pencere var. Bu bölümün dikkat çeken yönü ise tavanı düz ve iri taşlar geometrik yapıda olup harç, kum, kireç vb malzeme kullanılmadan birbirine yaslanmış ve kenetlenmiş durumda yerleştirilmiştir.
Her ne kadar içerisini gezerken korksam da bu bölüm milattan önce hatta Mardin’in kuruluşuna kadarki döneme denk gelmekteymiş.

Süryanicenin unutulmaya yüz tuttuğunu manastırda eğitimin olmadığını Mardin Artuklu Üniversitesinde Süryani dili ve Kültürü bölümünden eğitim verildiği hakkında bilgiler verdi.

Mardin’e yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı öneririm.

Son not. Manastırda Safran çayı içmenizi öneririm. 

7 YORUMLAR

  1. Ben bundan 6 yıl önce gitmiştim en çok dikkatimi çeken şey manastırın yapımında safran kullanılmış olması ve ölen din adamlarının manastıra kıyafetiyle tahtıyla oturur pozisyonda gömülmesiydi. Hatta artık üstüste gömülüyormuş çok ilginç ve büyülü bir şehir mardin görmeyen herkese şiddetle tavsiye ediyorum.

YorumYazın

Please enter your comment!
Please enter your name here